Bu sabah uyandığımda midemde gurul gurul sesler geliyordu. Bir gece önce akşam yemeği yemediğim için karnım çok acıkmış. Evden acele çıkmam gerektiği ve kullandığım bir ilacı aç karnına almak zorunda olduğum için koşturarak bir şey yiyemeden evden çıkıp işe geldim. Evle işyeri arasında da pastane gibi bir yer olmadığı için bir şey alamadan işe geldim.
Masama doğru yaklaştığımda ne görsem, bir poşet dolusu taze çıtır simit. Gözlerime inanamadım ve hemen bir çay alıp masama geldim. Tolga arkadaşım işe gelirken canı simit istemiş ve kendine alırken hepimize almış. (Kendisine çok teşekkür ederiz). Hemen Ayzıt’cığımı aradım, kahvaltıda simit var gel diye. O da elinde poğaçayla geldi. Bir yandan Ayzıt’la simitlerimizi yerken bir yandanda sohbet ederken, ofisin kapısından bir ayak sesi duyuldu. Dilek gelmiş. O kadar pozitif enerjiyle dolu ki, bize de enerjisini hemen aktardı. Yanımıza geldi ve başladık sohbete. Kendisi yalnız yaşıyor ama şu anda evinde yiğenleri falan var ve onların doğum gününü kutlayacaklarmış bugün. Tabi ben tatlı konusunda uzman olduğum için hemen pasta fikirleri verdim. Artık naptı bilmem! Dilek daha yerine bile gidemeden benim masa arkadaşım Ebru’cum girdi kapıdan. O da gelirken pastaneye uğramış ve bir peynirli sandviç ve ay çöreği getirmiş. Tabii bütün kızlar toplandık, toplu halde sohbete başladık. Çayımızı içip, bişileri yedikten sonra (ki o kadar çokkk yemişiz ki öğlen yemek yiyemedik) sabah kahvelerimizi Dilek’in elinden yapılmış sabah kahvelerimizi de içtikten sonra işimizin başına geçtik.
Bu şirkette formda kalmanın ne kadar zor olduğunu böylece bir kere daha görmüş olduk. :))
Kesenize bereket arkadaşlarım.

Efenim afiyetler olsun… Takip etmiyorum sanmayin gelince tekrarini isterim hatta simitlerde benden…
Alamanci OnurKA
Arkadasım,
Nerde söz verilen simitler….