Harika ile Yemek Sohbetleri
Ağu
31

Benim çevremdeki kariyeri ve ünvanı ne olursa olsun çalışan annelerin bir çoğu hafta sonu sendromu yaşamaktadırlar. Cuma akşamından başlar bu sendrom. Altında bir çok çalışanına söz geçirebilen bir bayan müdür evde bir çocuğuna söz geçirmekte zorlanabilir. Cumartesi ve pazar günleri nasıl geçirilecek, çocuğa ne yemek yapmalı, yemek nasıl yedirilecek, alışveriş ne zaman yapılacak, ev ne zaman temizlenecek, arkadaşlarla plan yapılacak mı gibi bir sürü sorunun cevabı bilinmeyen bir denklem gibidir.

Çocuğunuz varsa, bilirsiniz hafta sonları onu oyalamak çok kolay degildir. Hafta içi annesinin yanında olmamasına zaten tepkili olan çocuk, hafta sonu annesinin evde olmasını fırsat bilerek olmadık kaprisler yapar. Bakıcıyla veya kreşde yemeğini düzgün yer ama hafta sonu kahvaltıyla beraber kabusda başlar. Hafta sonları genelde ancak iki öğün yedirilir , çünkü daha fazlasını reddeder. Aynı şeyler uyku düzeni içinde geçerlidir. Annesiyle daha fazla zaman geçirmek istemesi sebebiyle uyku düzeni de değişir.

Gerçektende ben de hafta sonları geldiğinde bir sendrom yaşıyorum. Her türlü evle ve çocukla ilgili işler beni beklediği için, iyice gergin oluyorum. Oğlumla beraber vakit geçirmek istiyorum ama haklı olarak kapris yaptığı için beni çok yoruyor. Eğer çaya veya akşama birileri gelecekse, söylemesem bile, bunu bir şekilde anlıyor ve tamamen huy değiştiriyor. Normalde uyuduğu saatte uyumuyor, her zaman uyuduğu süreden daha az uyuyor, bacağıma yapışıp anne gel benimle oyna diye tutturuyor. Yemek yedirmekte normal süreden daha uzun sürüyor. Kahvaltı yapmak istemezse öğlene kadar bir şey vermiyorum. Tabi bu seferde aç olduğundan daha bir huysuzlanıyor. Ama inat ediyorum ve öğlene doğru 12 gibi yemek yediriyorum. Bu sefer akşam yemeğini öne çekmek zorunda kalıyorum, çünkü acıkmış oluyor. Bu arada birebir onunla ilgilenemediğim zamanlar da oluyor. O zaman iş iyice çığrında çıkıyor ve saldırganlaşıyor. Onun enerjisini boşaltması  ve iyi vakit geçirebilmesi için havaların güzel olduğu şu günlerde  beraber dışarda vakit geçirmeye çalışıyorum.

Cumartesi ve pazarı bir şekilde atlattıktan sonra, pazartesi günü koşarak işe gidiyorum ve iş yerinde kendime geliyorum. Etrafda kontrol altında tutmam gereken bir çocuk olmadığı için burada dinleniyorum. Bir çok çalışanın yaşadığı pazartesi sendromunu da yaşamamış oluyorum.

Ama şunu da söylemek isterim ki, çok tatlılar. Bunları yazıp da, çocuğumla beraber vakit geçirmek istemiyorum gibi bir sonuç çıkmasın.  Onların büyüdüğünü görmek, dünyanın en mutluluk veren olayı. Büyüdükçe bıcır bıcır konuşuyor, arkadaş gibi oluyorlar. Ama çocuk büyütmek işi gerçekten çok sabır işi. Onların penceresinden bakıp, onların da haklı olabildiğini görmek gerekiyor. İyi ki varlar.

Leave a Reply